Uzmanlardan meme kanseri uyarısı: Bitkisel ürünler tedaviyi zayıflatabilir
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği üyesi hekimler, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında 14 Ekim 2026’da İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında erken tanı, düzenli tarama ve bilimsel tedavinin önemine dikkat çekti. Uzmanlar, doğal olduğu düşünülen bitkisel ürünlerin ve kontrolsüz takviyelerin kanser ilaçlarıyla etkileşebileceğini, ciddi zehirlenmelere yol açabileceğini ve bazı durumlarda kemoterapinin etkisini azaltabileceğini belirtti.
Toplantıda “Ailemde meme kanseri yok, yine de tarama yaptırmalı mıyım?”, “Mamografi kanser yapar mı?”, “Kemoterapi mutlaka gerekli midir?” ve “Bitkisel ürünler zararlı mıdır?” soruları ele alındı. Hekimler, meme kanserinden korkmak yerine doğru bilgiyle hareket edilmesi gerektiğini vurgularken, hastaların tedavi sürecinde hekim önerisi dışındaki yöntemlere başvurmaması çağrısında bulundu.
MEME KANSERİNDE ERKEN TANI VURGUSU
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren, meme kanserinin Türkiye’de ve dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu belirtti. Eren, hastalık erken evrede tespit edildiğinde tamamen iyileşme şansının bulunduğunu ifade ederek tarama programlarının ve erken tanının önemine dikkat çekti.
Eren ayrıca Türkiye’de meme kanseri taramalarının ücretsiz yapıldığını söyledi. Sağlık Bakanlığı’nın ulusal tarama programı kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir ücretsiz mamografi hizmeti sunuluyor. Taramalara ilişkin başvurular KETEM, Sağlıklı Hayat Merkezleri, aile hekimlikleri ve ilgili sağlık kuruluşları üzerinden yürütülüyor.
BİTKİSEL ÜRÜNLER TEDAVİYİ OLUMSUZ ETKİLEYEBİLİR
Doç. Dr. Tülay Eren, meme kanseri tedavisi sırasında bitkisel ürünlere yönelmenin ciddi riskler taşıyabileceğini belirtti. Eren’in açıklamasına göre bazı bitkisel maddeler zehirlenmelere neden olabilirken, kemoterapi ilaçlarının etkisini de zayıflatabilir.
Prof. Dr. Özlem Sönmez de “doğal” olarak tanımlanan her ürünün güvenli kabul edilemeyeceğini vurguladı. Sönmez, bitkisel karışımlar ile kontrolsüz kullanılan takviyelerin kanser ilaçlarıyla etkileşebileceğini belirterek, bilimsel etkinliği kanıtlanmamış ürünlerin standart tedavinin yerine kullanılmaması gerektiğini söyledi.
Uzmanların uyarısı, bitkisel ürünlerin tamamının aynı risk düzeyine sahip olduğu anlamına gelmiyor. Ancak kanser tedavisi gören kişilerin kullandığı veya kullanmayı düşündüğü her takviyeyi hekimine bildirmesi, olası ilaç etkileşimlerinin ve sağlık risklerinin değerlendirilmesi açısından önem taşıyor.
AİLE ÖYKÜSÜ OLMAYANLAR DA RİSK ALTINDA
Prof. Dr. Handan Onur Topuzlu, meme kanseri tanısı alan hastaların büyük bölümünde belirgin bir aile öyküsü bulunmadığını belirtti. Bu nedenle ailesinde meme kanseri görülmeyen kadınların da düzenli taramalara katılması gerektiğini ifade eden Topuzlu, erken tanının tedavi başarısını artırdığını söyledi.
Topuzlu ayrıca meme kanserinin yalnızca kadınlarda görülmediğini, erkeklerde de ortaya çıkabileceğini hatırlattı. Meme bölgesinde fark edilen değişikliklerin veya kişide endişe oluşturan bulguların değerlendirilmesi için sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiği belirtildi.
HER HASTAYA KEMOTERAPİ UYGULANMIYOR
Prof. Dr. Yeşim Eralp, meme kanserinin tek tip bir hastalık olmadığını ve tedavi kararının tümörün biyolojik özellikleri ile hastalığın evresine göre belirlendiğini açıkladı. Eralp, bu nedenle her hastaya kemoterapi uygulanmasının zorunlu olmadığını kaydetti.
Hormon tedavileri, hedefe yönelik ilaçlar ve diğer modern tedavi yaklaşımlarının uygun hastalarda kullanılabildiğini belirten Eralp, tedavi planının kişiye özel olarak oluşturulduğunu ifade etti. Tedavinin türü ve süresi konusunda kararın, hastanın tıbbi değerlendirmesine göre onkoloji ekibi tarafından verilmesi gerektiği vurgulandı.
MAMOGRAFİYLE İLGİLİ YANLIŞ İNANIŞLAR
Prof. Dr. Gül Başaran, toplumda mamografinin kansere yol açtığı yönündeki yanlış inanışlara dikkat çekti. Başaran, mamografide kullanılan düşük doz radyasyonun oluşturabileceği riskin, önerilen yaş grubunda erken tanının sağlayabileceği yararla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Başaran, meme kanseri riskinin değerlendirilmesinde mamografinin yanı sıra diğer görüntüleme yöntemlerinin ve kişisel risk durumunun da dikkate alındığını söyledi. BRCA genleri başta olmak üzere kalıtsal risklerin belirlenmesinde genetik danışmanlığın önemine de değinildi.
TEDAVİ SONRASI TAKİP SÜRECİ SÜRÜYOR
Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, meme kanseri tedavisinin tamamlanmasının sağlık kontrollerinin sona erdiği anlamına gelmediğini belirtti. Uluç, tedavi sonrasında düzenli hekim takiplerinin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.
Uluç’a göre düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme, kilo kontrolü ve hekim tarafından önerilen takip programına uyulması yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayabilir. Toplantının ortak mesajı ise erken tanı için taramaların aksatılmaması ve tedavi sürecinde bilimsel yöntemlerin dışına çıkılmaması oldu.
UYARI: BU SAYFADA YER ALAN İÇERİKLER YALNIZCA GENEL BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. TIBBİ TANI, TEDAVİ VEYA KİŞİYE ÖZEL SAĞLIK TAVSİYESİ NİTELİĞİNDE DEĞİLDİR. HERHANGİ BİR İLAÇ, TAKVİYE, BİTKİSEL ÜRÜN VEYA BENZERİ BİR ÜRÜNÜ KULLANMADAN ÖNCE DOKTORUNUZA VEYA YETKİLİ BİR SAĞLIK PROFESYONELİNE DANIŞINIZ.
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...