Tüp bebekte yapay zekâ dönemi: Sperm ve embriyo seçiminde yeni adım
Tüp Bebek ve İnfertilite Derneği’nin (TÜBİD) 5. Kongresi, 24-27 Eylül 2026 tarihlerinde KKTC’de gerçekleştirildi. Elexus Hotel’de düzenlenen kongrede kadın hastalıkları ve doğum, tüp bebek, embriyoloji, üroloji ve androloji alanlarından 1200’ün üzerinde uzman, üreme tıbbındaki yeni gelişmeleri değerlendirdi. Toplantının öne çıkan başlıklarından biri, yapay zekânın tüp bebek laboratuvarlarında sperm ve embriyo seçiminden nadir sperm aranmasına kadar farklı aşamalarda kullanılmaya başlanması oldu.
TÜBİD Başkanı ve Kadın Hastalıkları-Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, tüp bebek alanında hızlı bir teknolojik dönüşüm yaşandığını belirterek önümüzdeki beş yıl içinde ilerlemenin daha da hızlanacağını ifade etti. Ancak kongrede aktarılan bilgilere göre yapay zekâ, bugün için tedavide nihai kararı tek başına veren bir sistem değil; klinik ekibe seçenekler sunan ve değerlendirme sürecini destekleyen bir teknoloji olarak kullanılıyor.
YAPAY ZEKÂ SPERM SEÇİMİNDE KULLANILIYOR
Tüp bebek uygulamalarında sperm seçimi, mikroenjeksiyon öncesindeki kritik aşamalardan biri olarak kabul ediliyor. Geleneksel yöntemde embriyologlar, mikroskop altında spermlerin hareketliliği ve morfolojik özelliklerini değerlendirerek kullanılacak hücreyi belirliyor. Yeni sistemlerde ise mikroskoba entegre edilen kamera ve yapay zekâ yazılımları, çok sayıda görüntüyü analiz ederek klinik ekibe öncelikli sperm seçenekleri sunabiliyor.
Prof. Dr. Tıraş, yapay zekânın sperm seçimindeki kullanımına ilişkin kendi ekiplerinin de çalışma yürüttüğünü ve ilk gözlemlerde yapay zekânın seçtiği spermlerle daha iyi embriyolar elde edildiğini belirtti. Bu sonuçların henüz paylaşılmadığı ve nihai değerlendirme için bilimsel verilerin yayımlanmasının gerektiği ifade edildi. Bu nedenle söz konusu yaklaşımın gebelik başarısını kesin olarak artırdığı yönünde genel bir sonuç çıkarmak mümkün değil.
NADİR SPERM ARAMASI SAATLER İÇİNDE YAPILABİLİYOR
Kongrede yapay zekânın özellikle menide sperm bulunamayan veya cerrahi yöntemlerle elde edilen örneklerde çok az sayıda sperm saptanabilen erkek hastalar açısından sağlayabileceği katkılar da gündeme geldi. Azoospermi olarak adlandırılan bu durumda, sperm arama işlemi çok sayıda mikroskop alanının ayrıntılı biçimde incelenmesini gerektirebiliyor.
Prof. Dr. Tıraş, Columbia Üniversitesi’nden Prof. Dr. Samuel Williams ve ekibinin geliştirdiği “Rare Sperm Search” adı verilen yapay zekâ destekli sistemin, embriyoloğun günler içinde tarayabileceği binlerce mikroskop alanını yaklaşık üç saat içinde inceleyebildiğini aktardı. Tıraş’ın açıklamasına göre sistem, sperm sayısının son derece düşük olduğu örneklerde birkaç sperm hücresinin bulunmasına yardımcı olabiliyor. Böyle bir hücrenin tespit edilmesi, mikroenjeksiyon uygulanabilen bazı hastalar açısından tedavi seçeneğinin değerlendirilmesini sağlayabiliyor.
Bu tür sistemler, “sperm yok” sonucunun her durumda kesin anlamına gelmediğini gösteren teknolojik bir destek olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte yapay zekânın bulduğu hücrelerin klinik açıdan kullanılabilir olup olmadığına ve hangi yöntemin uygulanacağına yine uzman ekip karar veriyor.
EMBRİYOLARIN GELİŞİMİ KARE KARE İZLENİYOR
Yapay zekânın tüp bebekte kullanıldığı bir diğer alan embriyo değerlendirmesi. Time-lapse veya Embryoscope olarak bilinen sistemlerde embriyolar, inkübatörden çıkarılmadan özel kameralarla belirli aralıklarla görüntülenebiliyor. Böylece embriyonun gelişimi tek bir mikroskop görüntüsüyle değil, zaman içindeki değişimleri gösteren bir kayıtla takip ediliyor.
Yapay zekâ yazılımları bu görüntüler üzerinden hücre bölünmelerinin zamanlamasını ve embriyonun morfolojik özelliklerini analiz ederek embriyologlara destek olabiliyor. Amaç, gelişim potansiyeli daha yüksek olabilecek embriyoların belirlenmesine yardımcı olmak. Ancak bu değerlendirmeler gebeliği veya canlı doğumu garanti etmiyor; embriyo seçimi, hastanın klinik durumu ve diğer tıbbi verilerle birlikte uzmanlar tarafından yapılıyor.
ROBOTİK MİKROENJEKSİYON ÇALIŞMALARI DA GÜNDEMDE
Kongrede laboratuvar otomasyonu ve robotik mikroenjeksiyon uygulamaları da ele alındı. Prof. Dr. Tıraş, robot koluyla mikroenjeksiyon gerçekleştirilen ve bu işlem sonucunda bir bebeğin dünyaya geldiği bir çalışmanın bilimsel olarak yayımlandığını söyledi.
Robotik sistemlerin tüp bebek laboratuvarlarında kullanımının artmasıyla hedeflenen başlıklar arasında işlemlerde standardizasyonun sağlanması, insan kaynaklı hataların azaltılması ve belirli aşamaların daha kontrollü biçimde yürütülmesi bulunuyor. Bununla birlikte robotik mikroenjeksiyonun her klinikte rutin uygulama haline geldiği yönünde bir bilgi paylaşılmadı.
YAPAY ZEKÂ KARARI TEK BAŞINA VERMİYOR
Prof. Dr. Tıraş’ın aktardığına göre yapay zekâ, mevcut uygulamalarda spermleri veya embriyoları birinci, ikinci ve üçüncü derecede seçenekler şeklinde sıralayabiliyor. Ancak tedavide kullanılacak sperm ya da transfer edilecek embriyo konusunda son karar embriyolog ve klinik ekip tarafından veriliyor.
Bu ayrım, yapay zekânın tüp bebek tedavisindeki rolünün bugün için karar verici olmaktan çok destekleyici nitelikte olduğunu gösteriyor. Algoritmaların farklı cihaz, laboratuvar ve hasta gruplarında aynı sonuçları verip vermediği, başarı oranlarına etkisi ve klinik güvenilirliği gibi konularla ilgili araştırmalar ise devam ediyor.
BAZI YÖNTEMLER HENÜZ ARAŞTIRMA AŞAMASINDA
Kongrede embriyoya biyopsi yapmadan, embriyonun içinde bulunduğu sıvıdan genetik bilgi elde edilmesine yönelik çalışmaların yanı sıra PRP ve eksozom uygulamaları, yumurtalık ve üreme hücrelerinin yaşlanması, kök hücreler ve gen düzenleme teknolojileri de değerlendirildi.
Uzmanların vurguladığı önemli nokta, bu başlıkların tamamının bugün standart tüp bebek tedavisi olarak kabul edilmediği oldu. Bazı teknolojiler klinik kullanım alanına girmeye başlarken bazı yöntemler araştırma veya deneysel aşamada bulunuyor. Bu nedenle bilimsel çalışmalarda incelenen bir yaklaşımın doğrudan rutin tedavi yöntemi gibi sunulmaması gerekiyor.
TEDAVİYE ERİŞİM VE YUMURTA DONDURMA KOŞULLARI DA TARTIŞILDI
Kongrede teknolojik gelişmelerin yanı sıra infertilite tedavisine erişim konusu da gündeme geldi. Prof. Dr. Tıraş, Türkiye’de ilk evlilik yaşının 27,4’e yükseldiğini, bazı şehirlerde bu yaşın 29-30 seviyelerine ulaştığını belirterek çocuk sahibi olma yaşının ilerlemesinin üreme tıbbına duyulan ihtiyacı artırdığını söyledi.
Tıraş, tüp bebek tedavilerindeki yaş kriterleri, Sosyal Güvenlik Kurumu koşulları ve devlet desteğinin yeniden değerlendirilmesi için Sağlık Bakanlığı ile görüşmeler yapıldığını aktardı. Yaş kriterlerinin yeniden ele alınması, SGK desteği için aranan bazı koşulların esnetilmesi ve kamu desteğinin artırılması, görüşmeler kapsamında gündeme getirilen başlıklar arasında yer aldı. Yumurta dondurma koşullarının da yumurtalık rezervi azalmadan önce değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak şekilde yeniden tartışılması gerektiği ifade edildi. Bu başlıklar, henüz kesinleşmiş bir mevzuat değişikliği değil, öneri ve değerlendirme aşamasındaki konular olarak aktarıldı.
TÜBİD’in 5. Kongresi’nde ortaya çıkan tablo, yapay zekâ ve robotik sistemlerin tüp bebek laboratuvarlarında daha fazla yer almaya başladığını gösterdi. Bununla birlikte nihai klinik kararların uzman ekiplerde kalmaya devam ettiği, bazı yeni yöntemlerin ise standart tedaviye dönüşmeden önce daha fazla bilimsel veriye ihtiyaç duyduğu vurgulandı.
UYARI: BU SAYFADA YER ALAN İÇERİKLER YALNIZCA GENEL BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. TIBBİ TANI, TEDAVİ VEYA KİŞİYE ÖZEL SAĞLIK TAVSİYESİ NİTELİĞİNDE DEĞİLDİR. HERHANGİ BİR İLAÇ, TAKVİYE, BİTKİSEL ÜRÜN VEYA BENZERİ BİR ÜRÜNÜ KULLANMADAN ÖNCE DOKTORUNUZA VEYA YETKİLİ BİR SAĞLIK PROFESYONELİNE DANIŞINIZ.
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...