Kötü kolesterol yükseldiğinde damarlarda neler oluyor?

Kötü kolesterol yükseldiğinde damarlarda neler oluyor?

LDL olarak bilinen kötü kolesterolün kanda uzun süre yüksek seyretmesi, damar duvarlarında plak birikimini hızlandırabiliyor. Zamanla büyüyen bu plaklar damarların daralmasına, kan akımının azalmasına ve plak yüzeyinin yırtılması halinde pıhtıyla damarın tamamen tıkanmasına yol açabiliyor. Bu süreç kalp krizi, felç ve bacak damarlarında dolaşım bozukluğu gibi ciddi sonuçlarla ilişkilendiriliyor.

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Mehmet Uçar’ın değerlendirmelerine göre kolesterol yönetiminde yalnızca tek bir tahlil sonucuna değil; kişinin yaşı, diyabet ve hipertansiyon durumu, aile öyküsü, daha önce kalp-damar hastalığı geçirip geçirmediği ve diğer risk faktörlerine birlikte bakılması gerekiyor. Tedavi hedefleri de bu risk düzeyine göre değişiyor.

LDL DAMAR DUVARINDA PLAK OLUŞUMUNU TETİKLEYEBİLİYOR

Kolesterol vücutta gerekli işlevleri bulunan bir yağ türü olsa da LDL’nin fazla miktarda bulunması damar sağlığı açısından risk oluşturuyor. Dolaşımdaki LDL parçacıkları damar duvarında birikerek aterosklerotik plakların oluşumuna katkıda bulunabiliyor. Plaklar büyüdükçe damar çapı daralabiliyor ve dokulara ulaşan kan miktarı azalabiliyor.

Daha tehlikeli tablo, damar duvarındaki plağın çatlaması veya yırtılmasıyla ortaya çıkabiliyor. Bu durumda pıhtı oluşarak damarın kan akışını aniden kesebiliyor. Kalp damarlarında meydana gelen tam tıkanma kalp krizine, beyne giden damarlardaki tıkanma ise iskemik felce neden olabiliyor. Benzer süreç bacak damarlarını ve şah damarlarını da etkileyebiliyor.

KOLESTEROL YÜKSEKLİĞİ BELİRTİ VERMEDEN İLERLEYEBİLİR

Yüksek kolesterol çoğu kişide belirgin bir şikâyete yol açmadan ilerleyebiliyor. Bu nedenle kişinin kendisini iyi hissetmesi, LDL düzeyinin normal olduğu anlamına gelmiyor. Kolesterol düzeyi kan testiyle değerlendiriliyor; testte LDL ve total kolesterolün yanı sıra HDL kolesterol ile trigliserid değerleri de dikkate alınıyor.

Sağlıklı yetişkinlerde tarama aralığı kişinin risk durumuna göre değişmekle birlikte, genel olarak kolesterol ölçümünün birkaç yılda bir tekrarlanması öneriliyor. Kalp hastalığı, diyabet, hipertansiyon, ailesel yüksek kolesterol veya erken yaşta kalp-damar hastalığı öyküsü bulunan kişilerde kontroller daha sık planlanabiliyor. Kalp krizi geçiren, stent veya bypass öyküsü bulunan kişilerde ise hedef LDL düzeyi ve takip sıklığı hekim tarafından belirleniyor.

AKDENİZ TİPİ BESLENME ÖNE ÇIKIYOR

LDL’yi düşürmeye yardımcı yaşam tarzı değişikliklerinin temelinde doymuş yağ ve aşırı işlenmiş gıda tüketimini azaltmak bulunuyor. Sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, tuzsuz kuruyemiş, balık ve zeytinyağını öne çıkaran Akdeniz tipi beslenme modeli kalp-damar sağlığı açısından önerilen yaklaşımlar arasında yer alıyor.

Brokoli, ıspanak, domates ve biber gibi sebzeler; elma ve portakal gibi meyveler; yulaf, bulgur ve tam buğday ürünleri; nohut, mercimek ve kuru fasulye günlük beslenmede daha fazla yer alabilecek seçenekler arasında sayılıyor. Tuz ve ilave şeker içeriği yüksek ürünler yerine şekersiz yoğurt, ayran ve kefir gibi alternatifler tercih edilebiliyor. Balık tüketiminde ise somon, sardalya, hamsi ve uskumru gibi yağlı balıklar öne çıkıyor.

Hamburger, pizza ve patates kızartması gibi fast food ürünleri ile sucuk, salam, sosis ve pastırma gibi işlenmiş etlerin sık tüketimi sınırlandırılmalı. Tereyağı, yağlı kırmızı et, ambalajlı meyve suyu ve yüksek sodyum içeren hazır ürünler de günlük beslenmede mümkün olduğunca azaltılmalı.

DÜZENLİ HAREKET VE KİLO KONTROLÜ ÖNEMLİ

Fiziksel aktivite, kolesterol yönetiminin ilaç dışı önemli bileşenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Yetişkinler için genel öneri, haftada 150-300 dakika orta yoğunlukta veya 75-150 dakika yüksek yoğunlukta aerobik aktivite yapılması yönünde. Tempolu yürüyüş, bisiklet ve yüzme bu aktiviteler arasında bulunuyor. Buna ek olarak haftada en az iki gün kas güçlendirme egzersizleri yapılması da öneriliyor.

Egzersizin aç karnına, belirli bir saatte veya haftanın tam olarak altı gününde yapılması herkes için zorunlu bir kural değil. Önemli olan fiziksel aktivitenin kişinin sağlık durumuna uygun, düzenli ve sürdürülebilir olması. Kronik hastalığı, kalp-damar hastalığı veya egzersiz sırasında göğüs ağrısı ve nefes darlığı bulunan kişilerin aktivite programını hekimle görüşmesi gerekiyor.

Fazla kilo ve obezite, trigliserid düzeylerinin yükselmesi ve HDL kolesterolün düşmesi gibi değişikliklerle ilişkili olabiliyor. Dengeli beslenme ve hareketli yaşam, yalnızca kolesterol değerlerinin değil kan basıncı ve kan şekeri gibi diğer kalp-damar risklerinin kontrolüne de katkı sağlayabiliyor.

UYKU VE ALKOL TÜKETİMİ DE GÖZ ARDI EDİLMEMELİ

Kalp ve metabolizma sağlığı için yetişkinlerin düzenli ve yeterli uyuması önem taşıyor. Genel sağlık önerilerinde yetişkinler için gecede 7-9 saat uyku aralığı öne çıkıyor. Uyku düzeninin bozulması, kilo kontrolü ve metabolik denge üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceğinden yaşam tarzı planının bir parçası olarak ele alınması gerekiyor.

Aşırı alkol tüketimi ise özellikle trigliserid düzeylerini yükseltebiliyor ve kalp-damar risklerini artırabiliyor. Bu nedenle alkol kullanımı sınırlandırılmalı; yüksek trigliserid, karaciğer hastalığı, diyabet veya başka bir sağlık sorunu bulunan kişiler konuyu hekimleriyle değerlendirmeli.

İLAÇ TEDAVİSİ KİŞİNİN RİSKİNE GÖRE BELİRLENİYOR

Yaşam tarzı değişiklikleriyle hedeflenen LDL düzeyine ulaşılamadığında veya kişinin kalp-damar riski yüksek olduğunda ilaç tedavisi gündeme gelebiliyor. Daha önce kalp krizi ya da felç geçirmiş olmak, stent veya bypass öyküsü, diyabet, hipertansiyon ve ailesel kolesterol yüksekliği tedavi kararında dikkate alınan başlıca faktörler arasında bulunuyor.

Statinler, LDL kolesterolü düşürmek amacıyla en sık kullanılan ilaç gruplarından biri. Gerektiğinde ezetimib ve kalp-damar yararı kanıtlanmış diğer ilaçlar tedaviye eklenebiliyor. Ancak hangi ilacın kullanılacağı, doz ve hedef LDL düzeyi kişiden kişiye değişiyor. Bu nedenle kolesterol ilaçlarının hekim önerisi olmadan başlanmaması, bırakılmaması veya dozunun değiştirilmemesi gerekiyor.

AMAÇ SADECE TahlİL SONUCUNU DEĞİL, TOPLAM RİSKİ AZALTMAK

LDL yüksekliği tek başına değerlendirilmeyen, kalp-damar hastalığı riskinin önemli göstergelerinden biri. Kan basıncının kontrolü, sigaradan uzak durma, diyabetin yönetimi, düzenli hareket, sağlıklı beslenme ve uygun ilaç tedavisi birlikte ele alındığında damar sağlığını korumaya yönelik daha etkili bir yaklaşım oluşturuyor.

Kolesterol değerleri yüksek çıkan kişilerin sonucu kendi başına yorumlamak yerine aile hekimi veya ilgili uzmanla görüşmesi gerekiyor. Özellikle göğüs ağrısı, ani nefes darlığı, yüzde veya kolda güçsüzlük, konuşma bozukluğu gibi acil belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden sağlık hizmetine başvurulmalı.

UYARI: BU SAYFADA YER ALAN İÇERİKLER YALNIZCA GENEL BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. TIBBİ TANI, TEDAVİ VEYA KİŞİYE ÖZEL SAĞLIK TAVSİYESİ NİTELİĞİNDE DEĞİLDİR. HERHANGİ BİR İLAÇ, TAKVİYE, BİTKİSEL ÜRÜN VEYA BENZERİ BİR ÜRÜNÜ KULLANMADAN ÖNCE DOKTORUNUZA VEYA YETKİLİ BİR SAĞLIK PROFESYONELİNE DANIŞINIZ.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ