Ayşegül Çoruhlu’dan beyin sağlığı için 4 kritik soru

Ayşegül Çoruhlu’dan beyin sağlığı için 4 kritik soru

Biyokimya Uzmanı Ayşegül Çoruhlu, SÖZCÜ TV’de yayınlanan “Dr. Ayşegül Çoruhlu ile Longevity” programında beyin yaşlanmasının sağlıklı yaşam açısından önemine dikkat çekti. Çoruhlu, beyin sağlığını değerlendirmek isteyenlerin damar dolaşımı, kansızlık, kan şekeri ve uyku düzeniyle ilgili dört temel soruyu gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.

Çoruhlu’nun Sinem Fıstıkoğlu’nun sorularını yanıtladığı programda uyku, glinfatik sistem, kafein, uyku apnesi, kaygı, beslenme ve koku duyusu gibi başlıklar ele alındı. Programın pazar günü saat 14.00’te, tekrarının ise aynı gece saat 01.00’de yayınlandığı belirtildi.

BEYİN SAĞLIĞI İÇİN 4 TEMEL SORU

Ayşegül Çoruhlu, uzun yaşam yaklaşımında beyin yaşlanmasının önemli başlıklardan biri olduğunu belirterek dört soruya dikkat çekti: “Damarlarım açık mı, kansızlığım var mı, şekerim yüksek mi, iyi uyuyabiliyor muyum?” Bu başlıklar, beyin dokusunun oksijenlenmesi, enerji metabolizması ve uyku sırasında gerçekleşen onarım süreçleriyle ilişkilendiriliyor.

Kan şekeri, tansiyon ve diğer damar riskleri uzun vadede bilişsel sağlıkla bağlantılı olabilir. Ancak bu göstergelerin tek başına Alzheimer hastalığı veya başka bir nörolojik hastalık tanısı koydurmadığı, değerlendirmelerin hekim muayenesi ve gerekli testlerle yapılması gerektiği unutulmamalı.

UYKU VE BEYİNDEKİ TEMİZLİK SÜRECİ

Programda uykunun yalnızca dinlenme değil, beynin işlevlerini sürdürmesi açısından aktif bir dönem olduğu vurgulandı. Çoruhlu, beynin metabolik atıkların uzaklaştırılmasına katkı sağlayan glinfatik sistemine dikkat çekti.

Bilimsel çalışmalarda, beyin-omurilik sıvısının damar çevresindeki kanallar aracılığıyla hareket ederek bazı maddelerin uzaklaştırılmasına katkıda bulunabileceği değerlendiriliyor. Uyku ile bu sistem arasındaki ilişki özellikle araştırılıyor; ancak insanlarda glinfatik işlevin nasıl ölçüleceği ve bu sürecin hastalık riskini ne ölçüde etkilediği konusunda araştırmalar devam ediyor.

Çoruhlu, uyku sırasında enerji tüketimiyle ilişkili adenozin birikimine de değindi. Adenozin, uyanık kalınan süre uzadıkça artan ve uyku baskısına katkı sağlayan maddelerden biri olarak biliniyor.

KAFEİN YORGUNLUK HİSSİNİ NASIL ETKİLİYOR?

Kafeinin, adenozinin beyin hücreleri üzerindeki etkisini bloke ederek uyanıklık hissini artırabildiği biliniyor. Bu nedenle kahve, yorgunluk sinyalini geçici olarak bastırabilir; ancak uykusuzluğu ortadan kaldırmaz. Özellikle günün geç saatlerinde tüketilen kafein, uykuya dalmayı ve uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir.

Kafein tüketiminin etkisi kişiden kişiye değişebilir. Uyku sorunu, çarpıntı, yüksek tansiyon veya başka bir sağlık problemi bulunan kişilerin kafein tüketimini kendi durumlarına göre değerlendirmesi gerekir.

DAMARLAR, KANSIZLIK VE UYKU APNESİ

Programda beynin yalnızca büyük damarlardan değil, yaygın kılcal damar ağından da beslendiği ifade edildi. Sigara, yüksek kan şekeri ve damar hastalıkları bu açıdan önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Kan şekeri yüksekliği ve damar sağlığındaki bozulma, kalp-damar sistemi kadar bilişsel sağlık açısından da dikkate alınması gereken konular arasında değerlendiriliyor.

Demir eksikliği anemisi ise yorgunluk, halsizlik, dikkat güçlüğü ve bilişsel işlevlerde zorlanmaya yol açabilir. Kansızlıktan şüphelenilen durumlarda yalnızca beslenme değişikliğiyle yetinilmemesi; hemoglobin, ferritin ve gerekli diğer testlerin hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Uyku apnesi de programda öne çıkan başlıklardan biri oldu. Tedavi edilmeyen uyku apnesi, gece boyunca oksijen düşüşlerine ve uyku bölünmelerine neden olabilir. Bu durum kalp-damar hastalıkları, inme ve gündüz dikkat sorunlarıyla ilişkilendirildiği için belirtiler yaşayan kişilerin sağlık kuruluşuna başvurması önem taşıyor.

KAYGI VE UYKU DÜZENİNİN ÖNEMİ

Çoruhlu, kaygının zihinsel yükü artırabileceğini ve uyku düzenini bozabileceğini belirtti. Gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen senaryoların sürekli düşünülmesinin stres hissini güçlendirebileceğini ifade eden Çoruhlu, uyku ve meditasyonun bu süreçte önemli olduğunu söyledi.

Kaygı günlük yaşamı, uykuyu veya işlevselliği belirgin biçimde etkiliyorsa bunun yalnızca yaşam tarzı önerileriyle geçiştirilmemesi gerekir. Süreğen kaygı ve uyku sorunlarında hekim veya ruh sağlığı uzmanından destek alınmalıdır.

BESLENME VE TAKVİYELER KONUSUNDA DİKKAT

Programda yumurta, sardalya, somon, ceviz, yeşil yapraklı sebzeler ve pancar gibi gıdaların beyin sağlığı açısından önem taşıdığı ifade edildi. Bu besinler, protein, kolin, omega 3 yağ asitleri ve çeşitli vitamin-mineralleri içeren dengeli bir beslenmenin parçaları olabilir.

Bununla birlikte, tek bir gıdanın Alzheimer hastalığını önlediği veya belirli bir oranla risk azalttığı sonucuna varmak için yeterli kanıt bulunmuyor. Omega 3, resveratrol, nattokinaz veya farklı probiyotik ürünlerin herkes için gerekli olduğu da söylenemez. Takviyeler; kullanılan ilaçlar, kronik hastalıklar ve kanama riski gibi unsurlar dikkate alınarak sağlık profesyoneliyle görüşülmeden kullanılmamalı.

OPTOGENETİKLE İLGİLİ NOBEL İDDİASINA DÜZELTME

Çoruhlu, programda ışığa duyarlı genler kullanılarak nöronların kontrol edilmesini sağlayan optogenetik çalışmalarından söz ederek bu alana Nobel verildiğini belirtti. Ancak Nobel Ödülü’nün resmi kayıtlarına göre 2025 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü, bağışıklık sisteminin periferik toleransına ilişkin keşiflere; 2024 ödülü ise mikroRNA ve gen düzenlemesine ilişkin keşiflere verildi. Bu nedenle optogenetiğin “bu yıl Nobel aldığı” yönündeki ifade güncel resmi kayıtlarla örtüşmüyor.

Optogenetik, sinir hücrelerinin ışığa duyarlı proteinler aracılığıyla laboratuvar ortamında kontrol edilmesini sağlayan önemli bir araştırma tekniğidir. Ancak bu yöntemin insanların beynini ışıkla gençleştirdiği veya günlük kullanım için hazır bir tedavi olduğu sonucu çıkarılamaz.

KOKU DUYUSUNDAKİ DEĞİŞİKLİKLER NE ANLAMA GELİR?

Programda koku duyusu, nörolojik durum hakkında fikir verebilecek basit bir gözlem alanı olarak gösterildi. Koku kaybı veya kokuları eskisi kadar iyi alamama; enfeksiyon, burun ve sinüs sorunları, ilaçlar ya da yaşa bağlı değişiklikler gibi birçok farklı nedenle ortaya çıkabilir.

Koku duyusundaki kalıcı veya belirgin değişiklikler, el titremesi, hareketlerde yavaşlama, denge sorunları ya da unutkanlık gibi başka belirtilerle birlikte görülüyorsa tıbbi değerlendirme gerekir. Evde yapılan koku denemeleri tanı testi yerine geçmez.

Beyin sağlığı açısından programda öne çıkan dört başlık; düzenli ve yeterli uyku, damar ve kan şekeri kontrolü, kansızlığın araştırılması ve uyku apnesi gibi sorunların ihmal edilmemesi olarak sıralandı. Bu başlıklarla ilgili kişisel değerlendirme ve tedavi kararları için sağlık kuruluşlarına başvurulması gerekiyor.

UYARI: BU SAYFADA YER ALAN İÇERİKLER YALNIZCA GENEL BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. TIBBİ TANI, TEDAVİ VEYA KİŞİYE ÖZEL SAĞLIK TAVSİYESİ NİTELİĞİNDE DEĞİLDİR. HERHANGİ BİR İLAÇ, TAKVİYE, BİTKİSEL ÜRÜN VEYA BENZERİ BİR ÜRÜNÜ KULLANMADAN ÖNCE DOKTORUNUZA VEYA YETKİLİ BİR SAĞLIK PROFESYONELİNE DANIŞINIZ.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ