Kahvenin fazlası vücudu nasıl etkiler? İşte aşırı kafeinin zararları

Kahvenin fazlası vücudu nasıl etkiler? İşte aşırı kafeinin zararları

Kahve, içerdiği kafein sayesinde kısa süreli uyanıklık ve enerji hissi sağlayabiliyor. Ancak tüketim miktarı arttıkça çarpıntı, kaygı, uyku bozukluğu, mide şikâyetleri ve baş ağrısı gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Etkiler; kişinin kafeine duyarlılığına, kullandığı ilaçlara, sağlık durumuna ve kahvenin hazırlanma biçimine göre değişiyor.

Sağlıklı yetişkinler için günlük toplam kafein alımının yaklaşık 400 miligramı aşmaması genel bir üst sınır olarak kabul ediliyor. Bu miktar, kahvenin türüne ve porsiyon büyüklüğüne göre değişmek üzere yaklaşık birkaç fincana karşılık geliyor. Gün içinde tüketilen çay, enerji içeceği, kola, çikolata ve kafein içeren ilaçların da toplam hesaba katılması gerekiyor.

FAZLA KAFEİN SİNİR SİSTEMİNİ NASIL ETKİLER?

Kafein merkezi sinir sistemini uyararak yorgunluk hissini bir süreliğine azaltabilir. Ancak yüksek miktarda kafein alımı huzursuzluk, titreme, sinirlilik, kaygı, dikkat dağınıklığı ve kalp atımının hızlanması gibi belirtilere yol açabilir. Kafeine duyarlı kişilerde bu etkiler, günlük tüketim miktarı daha düşük olsa bile görülebilir.

Kahve, özellikle günün ilerleyen saatlerinde tüketildiğinde uykuya dalmayı zorlaştırabilir veya uykunun kalitesini düşürebilir. Araştırmalar, yatmadan yaklaşık 6 saat önce alınan kafeinin bile bazı kişilerde uyku süresini ve uyku düzenini etkileyebileceğini gösteriyor. Bu nedenle uyku sorunu yaşayanların kahveyi yalnızca fincan sayısıyla değil, tüketim saatiyle de değerlendirmesi önem taşıyor.

BAŞ AĞRISI VE KAFEİN YOKSUNLUĞU

Kafein, bazı ağrı kesici ilaçların içeriğinde de bulunuyor ve kimi kişilerde baş ağrısının başlangıcında geçici rahatlama sağlayabiliyor. Bununla birlikte düzenli ve yüksek miktarda kafein tüketimi baş ağrılarının daha sık yaşanmasına neden olabilir. Kafein alımının azalmasıyla birlikte damarların yeniden genişlemesi, bazı kişilerde zonklayıcı baş ağrısını tetikleyebilir.

Her gün kahve içen bir kişinin tüketimi aniden kesmesi de yoksunluk belirtilerine yol açabilir. Baş ağrısı, uyku hâli, halsizlik, huzursuzluk, bulantı ve konsantrasyon güçlüğü bu belirtiler arasında yer alır. Şikâyetleri azaltmak için kafeini bir anda bırakmak yerine kademeli olarak azaltmak daha uygun olabilir.

MİDE VE SİNDİRİM SİSTEMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLER

Kahve bazı kişilerde mide yanması, ekşime ve reflü şikâyetlerini artırabilir. Bu etki, kahvenin türüne, tüketim miktarına, aç veya tok karnına içilmesine ve kişinin mevcut mide hassasiyetine göre değişir. Reflü ya da benzeri sindirim sistemi yakınmaları bulunan kişilerde şikâyetlerin kahve sonrasında belirginleşmesi durumunda sağlık uzmanına başvurulması gerekir.

Kafein idrar söktürücü etkiye sahip olsa da ölçülü kahve tüketiminin sağlıklı yetişkinlerde tek başına ciddi sıvı kaybına yol açtığı söylenemez. Yine de yüksek miktarda kahve içen kişilerin gün boyunca yeterli su tüketmesi önemlidir. Kahvenin aç karnına içilmesi mide rahatsızlığı yaşayan kişilerde yakınmaları artırabilir.

DEMİR EMİLİMİNE DİKKAT

Kahvede bulunan polifenoller, özellikle bitkisel kaynaklı demirin bağırsaklardan emilimini azaltabilir. Kahvenin demir içeren öğünle birlikte veya öğünün hemen ardından tüketilmesi bu etkiyi artırabilir. Demir eksikliği veya demir eksikliği anemisi bulunan kişilerin kahve tüketim zamanını, kullandıkları demir ilaçlarını ve beslenme düzenini doktorlarıyla değerlendirmesi gerekir.

Bu durum herkesin kahveyi tamamen bırakması gerektiği anlamına gelmez. Ancak demir düzeyi düşük olan kişiler için kahve ile demir takviyesi veya demir açısından zengin öğün arasında zaman bırakılması gerekebilir. Takviyelerin kullanım şekli kişiye göre değişebileceği için doktor önerisi dışına çıkılmamalıdır.

KAHVENİN OLASI FAYDALARI NELER?

Kahve yalnızca kafeinden oluşmaz; polifenoller ve başka biyoaktif bileşikler de içerir. Gözlemsel araştırmalar, düzenli ve ölçülü kahve tüketimi ile tip 2 diyabet, Parkinson hastalığı ve bazı karaciğer hastalıkları arasında daha düşük risk ilişkisi olabileceğine işaret ediyor. Ancak bu bulguların önemli bölümü gözlemsel çalışmalara dayanıyor; kahvenin söz konusu hastalıkları kesin olarak önlediği veya tedavi ettiği sonucu çıkarılamaz.

Özellikle karaciğer sağlığıyla ilgili araştırmalarda kahve tüketiminin karaciğer yağlanması veya fibrozis gibi durumlarla ilişkisi inceleniyor. Bulguların bir bölümü olumlu olsa da kahve, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, kilo kontrolü veya doktor tarafından uygulanan tedavilerin yerine geçmez. Şeker ve yüksek kalorili krema eklenmiş kahvelerin sağlık değerlendirmesi ise sade kahveden farklıdır.

GÜNLÜK GÜVENLİ MİKTAR NE KADAR?

Sağlıklı yetişkinlerin çoğu için günlük 400 miligrama kadar kafein genellikle ciddi bir sorunla ilişkilendirilmiyor. Ancak kahvenin kafein miktarı; çekirdek türüne, demleme yöntemine, porsiyon büyüklüğüne ve ürünün yoğunluğuna göre önemli ölçüde değişebilir. Bu nedenle yalnızca “kaç fincan” içildiğine bakmak yerine toplam kafein miktarını dikkate almak gerekir.

Hamile olan, hamile kalmayı planlayan veya emziren kişilerin kafein sınırını doktorlarıyla görüşmesi gerekir. Çocuklar ve ergenler için yetişkinlere uygulanan miktarlar uygun değildir. Kalp ritmi bozukluğu, yüksek tansiyon, anksiyete, reflü, demir eksikliği bulunan ya da düzenli ilaç kullanan kişilerin de kahve tüketimini kişisel sağlık durumuna göre değerlendirmesi önem taşır.

KAHVE TÜKETİMİ NASIL AZALTILIR?

Kahveyi azaltmak isteyenler günlük fincan sayısını birkaç gün arayla kademeli biçimde düşürebilir. Büyük porsiyonlar yerine daha küçük fincanların tercih edilmesi, kafeinsiz kahveye geçiş yapılması ve son kahvenin uyku saatinden yeterince önce içilmesi yardımcı olabilir. Kafeini azaltırken su tüketimini artırmak ve düzenli uyku alışkanlığı oluşturmak da önemlidir.

Çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma, şiddetli kaygı, sürekli uykusuzluk veya tekrarlayan baş ağrısı yaşayan kişilerin kahve tüketimini kendi başına düzenlemek yerine sağlık kuruluşuna başvurması gerekir. Kahvenin etkisi kişiden kişiye değiştiği için güvenli miktar, yalnızca genel sınırlarla değil, kişinin belirtileri ve sağlık geçmişiyle birlikte değerlendirilmelidir.

UYARI: BU SAYFADA YER ALAN İÇERİKLER YALNIZCA GENEL BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. TIBBİ TANI, TEDAVİ VEYA KİŞİYE ÖZEL SAĞLIK TAVSİYESİ NİTELİĞİNDE DEĞİLDİR. HERHANGİ BİR İLAÇ, TAKVİYE, BİTKİSEL ÜRÜN VEYA BENZERİ BİR ÜRÜNÜ KULLANMADAN ÖNCE DOKTORUNUZA VEYA YETKİLİ BİR SAĞLIK PROFESYONELİNE DANIŞINIZ.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ