Cilt nemini korumanın yolu: Seramidler ve Aquaporin-3 neden önemli?
Cildin nemli kalması yalnızca gün içinde yeterince su içmekle açıklanmıyor. Cilt bariyerinin bütünlüğü, hücre zarlarındaki yağlar ve suyun epidermisin üst tabakalarına taşınmasını sağlayan aquaporin kanalları da bu süreçte önemli rol oynuyor. Biyokimya Uzmanı Dr. Ayşegül Çoruhlu, SÖZCÜ TV’de Simge Fıstıkoğlu’nun sorularını yanıtlarken cilt neminin nasıl korunabileceğini seramidler, aquaporin-3, omega yağları ve cilt bariyeri üzerinden anlattı.
Çoruhlu’nun değerlendirmesine göre cilt sağlığında ilk adım, mevcut nemin dışarıya kaçmasını azaltmak. Bunun için cildin en dış tabakasındaki hücre zarlarının ve bu zarları oluşturan lipidlerin korunması gerekiyor. Bilimsel literatürde de stratum korneumun bütünlüğü ile seramidler gibi lipidlerin cilt hidrasyonu ve su kaybının azaltılması açısından önemli olduğu belirtiliyor.
CİLTTE SU NASIL TAŞINIYOR?
Vücudun alt tabakalarında bulunan sıvının cildin üst bölümlerine ulaşması, hücre zarları üzerindeki özel protein kanalları aracılığıyla gerçekleşiyor. Aquaporin adı verilen bu kanallar, hücreler arasında ve hücresel ortamda suyun taşınmasına yardımcı olan mikroskobik geçitler olarak tanımlanıyor.
Aquaporin kelimesi, Latince su anlamındaki aqua ile gözenek veya kanal anlamına gelen porin sözcüklerinin birleşiminden oluşuyor. Su kanallarının keşfi, Peter Agre ve Roderick MacKinnon’ın hücre zarlarındaki kanal mekanizmaları üzerine çalışmaları sayesinde 2003 Nobel Kimya Ödülü’nün konuları arasında yer aldı. Nobel kaynaklarına göre Peter Agre’nin çalışmaları, hücre zarından su geçişini sağlayan protein kanallarının tanımlanmasına önemli katkı sundu.
CİLDİN SU KANALI: AQUAPORİN-3
Cildin epidermis tabakasında özellikle keratinositlerle ilişkili olan aquaporin-3, suyun yanı sıra gliserol taşınmasında da görev yapan bir kanal olarak biliniyor. Araştırmalarda AQP3 olarak adlandırılan bu kanalın cilt hidrasyonu, su tutma kapasitesi ve bariyerin onarılmasıyla bağlantılı olduğu gösterildi.
Fareler üzerinde yürütülen çalışmalarda aquaporin-3 geninin devre dışı bırakılması, epidermisteki su ve gliserol geçirgenliğinin azalmasıyla birlikte cilt yüzeyindeki nemin düşmesine yol açtı. Bu hayvan modellerinde cildin su tutma kapasitesinde de bozulma gözlendi. Ancak bu bulguların doğrudan insanlarda aynı sonucu vereceği anlamına gelmediği, hayvan çalışmalarının insan cildine aktarılırken dikkatle değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalı.
SERAMİDLER NEDEN ÖNEMLİ?
Dr. Çoruhlu, keratinositlerin hücre zarlarında seramidlerin önemli bir yer tuttuğunu belirterek bu lipidlerin yalnızca cildi yüzeyden nemlendiren bir içerik olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Seramidler, cilt hücreleri arasındaki lipid yapının temel bileşenleri arasında bulunuyor ve dış tabakanın koruyucu bariyer işlevine katkı sağlıyor.
Bu nedenle seramidlerin yeterli olması, cildin içerdiği suyu daha uzun süre korumasına yardımcı olabilir. Amerikan Dermatoloji Akademisi de kuru cilt için kullanılan nemlendiricilerde seramid, üre, laktik asit veya gliserol gibi içeriklerin bulunabileceğini; yoğun kurulukta krem ve merhem formundaki ürünlerin losyonlara göre daha etkili olabileceğini belirtiyor.
BUĞDAY RUŞEYMİ VE SERAMİD TAKVİYELERİ
Çoruhlu, seramidleri takviye olarak almak istemeyenlerin buğday ruşemini gibi bitkisel kaynakları gündeme getirebileceğini söyledi. Buğdaydan elde edilen bazı ekstrelerin cilt nemi ve bariyer işlevi üzerindeki etkileri araştırılmış olsa da ürünlerin içerikleri, kullanılan dozları ve çalışma koşulları birbirinden farklılık gösterebiliyor.
Ağızdan alınan seramid takviyeleriyle ilgili sistematik derleme ve meta-analizlerde, bazı çalışmalarda cilt hidrasyonunda artış ve transepidermal su kaybında azalma bildirildi. Bununla birlikte takviyelerin herkes için gerekli olduğu veya cilt hastalıklarını tedavi ettiği sonucu çıkarılamaz. Takviye kullanımı, özellikle kronik hastalığı, alerjisi, gebelik veya emzirme durumu bulunan kişilerde sağlık profesyoneline danışılarak değerlendirilmelidir.
EGZAMA VE KURULUKTA BARİYERİN ROLÜ
Seramidlerin cilt bariyerindeki rolü, özellikle kuruluk, pullanma, gerginlik ve kaşıntıyla seyreden durumlarda daha fazla önem kazanıyor. Çoruhlu, egzama ve rozasea gibi cilt sorunlarının yanı sıra uzun süre yatmaya bağlı oluşan cilt hasarlarında da seramidlerin destekleyici etkilerinin araştırıldığını belirtti.
Bilimsel derlemelerde, seramid içeren dıştan uygulanan ürünlerin kuru cilt ve atopik dermatitli kişilerde bariyer işlevini iyileştirebildiğine ilişkin bulgular yer alıyor. Ancak geniş örneklemli ve uzun süreli çalışmaların artırılması gerektiği de vurgulanıyor. Bu nedenle egzama, rozasea, sedef veya tekrarlayan cilt kuruluğu yaşayan kişilerin yalnızca kozmetik ürünlerle kendi kendine tedavi uygulamak yerine dermatoloji değerlendirmesi alması gerekiyor.
OMEGA-3 VE OMEGA-6 DENGESİ
Programda cilt zarlarının yapısında bulunan yağ asitleri de ele alındı. Çoruhlu, hücre zarının parçalanması sırasında ortaya çıkan araşidonik asit yolunun, zar yapısındaki omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinin dengesinden etkilenebileceğini anlattı. Bu çerçevede balık ve omega-3 içeren besinlerin inflamasyonla ilişkili süreçlerde neden gündeme geldiğini açıkladı.
Ciltteki sivilce, egzama ve bazı diğer hastalıkların inflamasyonla ilişkili olabileceğini belirten Çoruhlu, zeytinyağı ve avokado gibi iyi yağ kaynaklarının beslenme düzeninde yer almasının cilt açısından anlamlı olabileceğini söyledi. Ancak beslenmenin cilt hastalıklarını tek başına tedavi ettiği düşünülmemeli; omega-3 veya başka bir takviyenin kullanımı kişisel sağlık durumuna göre değerlendirilmelidir.
ÖNCE NEM KAYBINI AZALTMAK
Çoruhlu’nun yaklaşımının merkezinde, cilde sürekli nem eklemekten önce mevcut nemin korunması fikri bulunuyor. Cilt bariyerinde kaçak veya zayıflık varsa yalnızca daha fazla su içmenin kuruluğu her zaman ortadan kaldırmayabileceğini belirten Çoruhlu, seramidleri bu bariyeri destekleyen temel unsurlardan biri olarak gösterdi.
Günlük bakımda ise dermatologların önerdiği şekilde, cilt tipine uygun ve mümkünse parfümsüz nemlendiricilerin kullanılması; banyo veya yıkama sonrasında cilt tamamen kurumadan ürün uygulanması önem taşıyor. Sürekli kaşıntı, kızarıklık, çatlama, yanma, pullanma veya iyileşmeyen yaralar bulunuyorsa altta yatan cilt hastalığının belirlenmesi için dermatoloji uzmanına başvurulması gerekiyor. Böylece cilt nemini korumaya yönelik bakım, kişisel ihtiyaçlara ve tıbbi duruma göre planlanabiliyor.
UYARI: BU SAYFADA YER ALAN İÇERİKLER YALNIZCA GENEL BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. TIBBİ TANI, TEDAVİ VEYA KİŞİYE ÖZEL SAĞLIK TAVSİYESİ NİTELİĞİNDE DEĞİLDİR. HERHANGİ BİR İLAÇ, TAKVİYE, BİTKİSEL ÜRÜN VEYA BENZERİ BİR ÜRÜNÜ KULLANMADAN ÖNCE DOKTORUNUZA VEYA YETKİLİ BİR SAĞLIK PROFESYONELİNE DANIŞINIZ.
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...