Kadınlarda kalp krizi neden geç fark ediliyor? Belirtiler ve riskler
Kalp krizi denildiğinde akla çoğunlukla göğsünü tutan orta yaşlı bir erkek görüntüsü geliyor. Bu yerleşik algı, kadınların kalp-damar hastalıkları açısından taşıdığı risklerin uzun süre geri planda kalmasına neden oldu. Oysa kadınlarda da kalp krizinin en yaygın belirtisi göğüs ağrısı, baskı veya sıkışmadır; ancak bu şikâyete eşlik eden nefes darlığı, bulantı, sırt ve çene ağrısı, soğuk terleme ile açıklanamayan yorgunluk daha sık görülebilir.
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, kadınlarda koroner kalp hastalığına ilişkin değerlendirmesinde, hastalığın yalnızca erkeklere özgüymüş gibi algılanmasının tanı ve tedavi sürecini geciktirebildiğine dikkat çekti. Sönmez, kadınların kendi belirtilerini stres, yorgunluk veya mide rahatsızlığıyla açıklamak yerine ciddiye alması gerektiğini vurguladı. Amerikan Kalp Derneği de kadınlarda kalp krizinin göğüs ağrısının yanı sıra nefes darlığı, bulantı, soğuk terleme, baş dönmesi ve sırt, çene, boyun ya da kollara yayılan ağrıyla görülebileceğini bildiriyor.
KADINLARDA KALP HASTALIĞI RİSKİ MENOPАOZLA ARTIYOR
Kadınlarda koroner kalp hastalığının çoğu zaman erkeklere göre daha ileri yaşlarda ortaya çıkması, hastalığın daha az görüldüğü yönünde yanlış bir izlenim oluşturabiliyor. Menopozla birlikte östrojen düzeyindeki değişimlerin ve yaşla birlikte biriken tansiyon, kolesterol, diyabet ve kilo gibi risklerin kalp-damar sağlığı üzerindeki etkisi daha belirgin hâle geliyor.
Bu nedenle menopoz dönemi, kadınların kalp sağlığını yeniden değerlendirmesi gereken önemli bir aşama olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Sönmez, kadınların menopoz döneminde yılda bir kez kalp kontrolüne gitmesini; gebelikte yaşanan sorunların ve menopoz öyküsünün ise doktorla mutlaka paylaşılmasını öneriyor.
GÖĞÜS AĞRISI YOK SANILIYOR, OYSA EN YAYGIN BELİRTİ
Kadınlarda kalp krizi sırasında göğüs ağrısı görülmediği yönündeki yaygın inanış gerçeği yansıtmıyor. VIRGO çalışmasında incelenen yaklaşık 3 bin genç kalp krizi hastasının yüzde 87’si göğüste ağrı, baskı, sıkışma veya rahatsızlık tarif etti. Erkeklerde bu oran yüzde 89,5 olarak kaydedildi. Çalışma, kadınlarda göğüs ağrısının yanı sıra birden fazla ek belirtinin daha sık görülebildiğini ortaya koydu.
Kadınlarda göğüs yakınmasına nefes darlığı, mide üst bölgesinde yanma veya ağrı, bulantı, kusma, sırt-omuz-çene ve kol ağrısı, çarpıntı, soğuk terleme, baş dönmesi ve ani bitkinlik eşlik edebilir. Bu şikâyetlerin reflü, kaygı, yoğun stres ya da günlük yorgunlukla açıklanması, sağlık kuruluşuna başvurunun gecikmesine yol açabilir.
“ATİPİK AĞRI” YERİNE KARDİYAK BELİRTİLER DİKKATE ALINIYOR
Güncel kardiyoloji yaklaşımında, kadınların şikâyetlerini baştan önemsizleştirebilecek “tipik ağrı” ve “atipik ağrı” ayrımının terk edilmesi gerektiği belirtiliyor. Bunun yerine belirtiler; kardiyak, olası kardiyak ve kardiyak olmayan yakınmalar şeklinde değerlendiriliyor. Amaç, özellikle kadınlarda görülen farklı eşlikçi belirtilerin kalp kaynaklı olabileceği ihtimalinin göz ardı edilmesini önlemek.
Kadınların kalp krizi belirtilerini daha sık stres veya kaygıyla ilişkilendirdiğini gösteren VIRGO çalışması, yalnızca hastaların değil, ilk değerlendirmeyi yapan sağlık çalışanlarının da belirtileri kalp hastalığıyla ilişkilendirmekte gecikebildiğine işaret etti. Bu nedenle yeni veya alışılmadık yakınmaların, özellikle birden fazla belirti aynı anda ortaya çıktığında, tıbbi değerlendirmeden geçirilmesi önem taşıyor.
KADINLARIN DAMAR YAPISI DAHA FARKLI ETKİLENEBİLİYOR
Kadınlarda kalp-damar hastalığı her zaman büyük koroner damarlarda belirgin tıkanıklık şeklinde ortaya çıkmayabiliyor. Mikrodamar hastalığı, damar spazmı ve büyük damarlarda kritik darlık görülmeden kalp kasına giden kanın azalması, kadınlarda değerlendirilebilen önemli tablolar arasında bulunuyor. Avrupa Kardiyoloji Derneği, tıkayıcı olmayan koroner damarlarla birlikte iskemi olarak tanımlanan ANOCA-INOCA tablolarının kadınlarda daha sık görülebildiğini ve bu durumun iyi huylu kabul edilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Spontan koroner arter diseksiyonu olarak adlandırılan ve damar duvarı tabakalarının ayrılmasıyla gelişen durum da kadınlarda, özellikle genç ve daha önce belirgin kalp-damar riski bulunmayan kişilerde görülebiliyor. Bu nedenle anjiyografide büyük damarların temiz görünmesi, yaşanan yakınmaların mutlaka psikolojik veya önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Mikrodamar kaynaklı göğüs ağrısı yaşam kalitesini bozabildiği gibi uzun vadeli takip ve tedavi gerektirebilir.
STRES VE BAKIM YÜKÜ KALP SAĞLIĞINI ETKİLİYOR
Kadınların maruz kaldığı psikososyal yüklerin de kalp sağlığı üzerindeki etkisi giderek daha fazla dikkate alınıyor. Ailenin bakım sorumluluğu, ekonomik güvencesizlik, çocukluk dönemindeki olumsuz yaşantılar ve aile içi şiddet gibi stres kaynaklarının kardiyovasküler sistem üzerinde belirgin sonuçlar doğurabildiği aktarılıyor.
Kaygı ve depresyonun kadınlarda daha sık görülmesi, kalp-damar hastalığıyla ilişkisinin daha güçlü olması ve kalp krizi sonrasında sosyal desteğin yetersiz kalması iyileşme sürecini zorlaştırabiliyor. Evde eşinin ilaçlarını takip eden, çocuklarının sağlık randevularını düzenleyen veya yaşlı yakınlarının bakımını üstlenen kadınlar, kendi göğüs ağrısını ve yorgunluğunu erteleyebiliyor. Bu durum hem hastaneye başvuru süresini uzatabiliyor hem de kardiyak rehabilitasyon programlarına katılımı azaltabiliyor.
KALP KRİZİ BELİRTİLERİNDE 112 GECİKTİRİLMEMELİ
Göğüste 15-20 dakikadan uzun süren baskı, sıkışma veya yanma; bu şikâyete eşlik eden nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, çene-sırt-omuz ya da kola yayılan ağrı, ani bitkinlik ve bayılma hissi acil değerlendirme gerektirebilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında “geçer” düşüncesiyle beklemek yerine 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı ve en kısa sürede sağlık kuruluşuna ulaşılmalıdır.
Kalp krizi şüphesinde zaman kritik olduğundan, belirtilerin şiddetinin azalması beklenmemeli ve kişinin kendi aracıyla hastaneye gitmesi yerine acil yardım çağrılması tercih edilmelidir. Kadınlarda göğüs ağrısının bulunması ya da bulunmaması tek başına karar vermek için yeterli değildir; belirtilerin bütünü değerlendirilmelidir.
KADINLAR İÇİN KALP SAĞLIĞI KONTROL LİSTESİ
Kalp-damar hastalıklarından korunmada ilk adım, değiştirilebilir risklerin erken fark edilmesi. Uzman değerlendirmesinde kadınlara belirli aralıklarla tansiyon, kolesterol ve kan şekeri ölçümlerini yaptırmaları; sigaradan uzak durmaları; haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite yapmaları ve Akdeniz tipi beslenmeyi benimsemeleri öneriliyor.
Sağlıklı kiloya ulaşmak, uyku ve stres sorunlarını ihmal etmemek, gebelikte yaşanan tansiyon veya şeker sorunlarını doktorla paylaşmak da risk değerlendirmesinin parçası. Şikâyet olmasa bile yılda bir kez kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol kontrolü yaptırılması; 40 yaşından sonra gebelik öyküsünün kalp-damar riski hesabına katılması ve menopoz döneminde kardiyoloji değerlendirmesi yapılması öneriliyor. Sürekli yorgunluk, uyku bozukluğu, çökkünlük ve kaygı da yalnızca günlük yaşamın doğal sonucu olarak görülmemeli; gerektiğinde sağlık uzmanıyla konuşulmalı.
Kadınlarda kalp krizini fark etmeyi zorlaştıran temel unsur, belirtilerin tamamen farklı olması değil; eşlik eden işaretlerin yanlış yorumlanması ve kişinin kendi sağlığını aile sorumluluklarının gerisine atmasıdır. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, bulantı, soğuk terleme, ani yorgunluk veya yayılan ağrı gibi belirtiler bir arada görüldüğünde zaman kaybetmeden tıbbi yardım alınması hayati önem taşır.
UYARI: BU SAYFADA YER ALAN İÇERİKLER YALNIZCA GENEL BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. TIBBİ TANI, TEDAVİ VEYA KİŞİYE ÖZEL SAĞLIK TAVSİYESİ NİTELİĞİNDE DEĞİLDİR. HERHANGİ BİR İLAÇ, TAKVİYE, BİTKİSEL ÜRÜN VEYA BENZERİ BİR ÜRÜNÜ KULLANMADAN ÖNCE DOKTORUNUZA VEYA YETKİLİ BİR SAĞLIK PROFESYONELİNE DANIŞINIZ.
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...