Sızdıran bağırsak nedir? Bağırsak geçirgenliği vücudu nasıl etkiler?

Sızdıran bağırsak nedir? Bağırsak geçirgenliği vücudu nasıl etkiler?

Biyokimya Uzmanı Ayşegül Çoruhlu, SÖZCÜ TV’de İpek Özbey’in sorularını yanıtladığı programda bağırsak sağlığı, sindirim ve “sızdıran bağırsak” olarak bilinen bağırsak geçirgenliği hakkında değerlendirmelerde bulundu. Çoruhlu, besinlerin vücutta kullanılabilmesi için ağızdan başlayarak sindirim sisteminde küçük parçalara ayrıldığını ve bağırsakların bu maddeler arasından gerekli olanları seçerek emdiğini anlattı.

Tıp literatüründe “sızdıran bağırsak” ifadesi genellikle artmış bağırsak geçirgenliğini anlatmak için kullanılıyor. Ancak “sızdıran bağırsak sendromu” tek başına herkes için geçerli, resmî olarak tanımlanmış bir hastalık kabul edilmiyor. Bağırsak geçirgenliğindeki değişiklikler çölyak hastalığı ve bazı iltihabi bağırsak hastalıkları gibi durumlarla ilişkili olabilse de gaz, şişkinlik, ishal veya yorgunluk gibi belirtiler tek başına bu durumu kanıtlamıyor.

BAĞIRSAKLAR BESİNLERİ NASIL EMİYOR?

Sindirim süreci ağızda çiğneme ve tükürükle başlıyor. Mide, pankreas, karaciğer ve bağırsakların salgıları sayesinde protein, yağ ve karbonhidratlar vücudun kullanabileceği daha küçük bileşenlere ayrılıyor. Özellikle ince bağırsak, sindirilmiş besinlerin büyük bölümünün kan dolaşımına aktarılmasında görev yapıyor. Kalın bağırsak ise suyun emilmesine ve sindirilemeyen artıkların dışkı hâline gelmesine katkı sağlıyor.

Çoruhlu, bu süreci bir filtre mekanizmasına benzeterek bağırsak duvarının yararlı maddelerin geçişine izin verirken bazı bakteri ve moleküllerin geçişini sınırlaması gerektiğini belirtti. Bilimsel açıdan bağırsak bariyeri; mukus tabakası, bağırsak epitel hücreleri, hücreler arasındaki sıkı bağlantılar, bağışıklık sistemi ve bağırsak mikrobiyotasının birlikte çalıştığı karmaşık bir yapıdan oluşuyor.

İŞLENMİŞ GIDALAR VE BAĞIŞIKLIK YANITI

Programda Çoruhlu, modern beslenmeyle birlikte işlenmiş gıdaların ve katkı maddelerinin bağırsak ortamını etkileyebileceğini savundu. İşlenmiş ürünlerle birlikte farklı moleküllerin vücuda girdiğini ve bağışıklık sisteminin bunlara karşı daha fazla yanıt vermek zorunda kalabileceğini ifade etti.

Bağırsak bağışıklık sistemiyle yakından ilişkilidir; ancak bu ilişkinin her bireyde aynı biçimde sonuçlandığı söylenemez. Bağışıklık yanıtındaki değişiklikler, kişinin genetik özellikleri, mevcut hastalıkları, kullanılan ilaçlar, beslenme düzeni ve mikrobiyota gibi birçok etkene bağlı olabilir. Bu nedenle belirli bir gıdanın tek başına bağırsak geçirgenliğini artırdığı veya vücutta yaygın bir hastalığa yol açtığı sonucuna varmak bilimsel olarak yeterli değildir.

CİLT, EKLEMLER VE BEYİNLE İLİŞKİ İDDİALARI

Çoruhlu, bağırsak ile cildin her ikisinin de birer bariyer görevi gördüğünü ve bağırsak sorunlarının cilt ile eklemlerde yansımaları olabileceğini söyledi. Bağırsak bariyeri ile bağışıklık sistemi arasındaki bağlantı üzerine araştırmalar sürse de bağırsak geçirgenliğinin cilt, eklem veya beyinle ilgili her belirtinin doğrudan nedeni olduğu doğrulanmış değil.

Benzer şekilde, bağırsak-beyin ekseni önemli bir araştırma alanı olsa da “sızdıran bağırsağın eninde sonunda beyin sorunlarına yol açtığı” şeklindeki genel ifade, mevcut kanıtların ötesine geçiyor. Bağırsakla ilgili belirtilerin yanında cilt döküntüsü, eklem ağrısı, kilo kaybı, kansızlık veya uzun süren ishal görülüyorsa, nedenin belirlenmesi için hekim değerlendirmesi gerekiyor.

GAZ VE ŞİŞKİNLİK HER ZAMAN SIZDIRAN BAĞIRSAK ANLAMINA GELMİYOR

Programda gaz, şişkinlik, bazı yiyecekleri sindirememe, süt tüketiminden sonra ishal olma ve unlu gıdalarla birlikte şişkinlik yaşama gibi yakınmalara da dikkat çekildi. Bu belirtiler irritabl bağırsak sendromu, laktoz intoleransı, çölyak hastalığı, bazı karbonhidratlara duyarlılık, enfeksiyonlar veya başka sindirim sistemi hastalıklarıyla ilişkili olabilir.

Bu nedenle yalnızca belirtilere bakarak kişiye “sızdıran bağırsak” tanısı koymak mümkün değil. Özellikle dışkıda kan, açıklanamayan kilo kaybı, gece uykudan uyandıran karın ağrısı veya ishal, ateş, sürekli kusma ve kansızlık gibi bulgular varsa gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.

ÇİĞNEME VE LİFLİ BESLENME VURGUSU

Çoruhlu, sindirimin ağızda başladığını belirterek lokmaların daha iyi çiğnenmesini, işlenmiş gıdalar yerine doğala daha yakın besinlerin tercih edilmesini ve lif içeren gıdaların tüketilmesini önerdi. Lifler, bağırsak bakterileri tarafından parçalanarak kısa zincirli yağ asitleri gibi bileşiklerin oluşmasına katkı sağlayabilir. Ancak lif tüketimi kişiye göre değişir; bazı kişilerde lif miktarının hızlı artırılması gaz ve şişkinliği artırabilir.

Programda limonlu su, haşlanmış gıdalar ve öğün düzeniyle ilgili de öneriler dile getirildi. Bununla birlikte limonlu suyun mide asidi eksikliğini giderdiği veya bağırsak geçirgenliğini tedavi ettiği yönünde genel geçer, güçlü bir tıbbi kanıt bulunmuyor. Reflü, gastrit, ülser ya da başka bir sindirim sistemi rahatsızlığı olan kişilerin bu tür uygulamaları doktora danışmadan denememesi gerekiyor.

GLUTENSİZ BESLENMEYE DİKKAT

Çoruhlu, bazı kişilerin gluten içeren gıdaları bıraktığında şişkinlik veya ödem hissinde değişiklik fark edebileceğini belirterek beslenme düzeninin takip edilmesini önerdi. Ancak gluten tüketimiyle ilgili yakınmalar çölyak hastalığı, buğday alerjisi veya çölyak dışı gluten duyarlılığı gibi farklı nedenlere bağlı olabilir.

Çölyak hastalığı şüphesi bulunan kişilerin testlerden önce kendi kendine glutensiz diyete başlamaması önem taşıyor. Glutenin bırakılması, tanı için kullanılan bazı kan testlerinin ve değerlendirmelerin sonuçlarını etkileyebilir. Glutensiz beslenme kararı hekim ve gerektiğinde diyetisyen değerlendirmesiyle verilmelidir.

BAĞIRSAK ŞİKÂYETLERİNDE NASIL İLERLENMELİ?

Gaz, şişkinlik, ishal, kabızlık veya besinlere karşı belirgin hassasiyet uzun sürüyorsa, kişinin hangi gıdaları ne zaman tükettiğini ve belirtilerin nasıl seyrettiğini not etmesi hekim görüşmesine yardımcı olabilir. Ancak bu takip, tanı veya tedavi yerine geçmez. SIBO, irritabl bağırsak sendromu, çölyak hastalığı ve diğer sindirim sistemi sorunları birbirinden farklı değerlendirme ve tedavi yaklaşımları gerektirir.

Sonuç olarak bağırsak geçirgenliği gerçek bir biyolojik olgu olsa da “sızdıran bağırsak” adı altında çok sayıda hastalığı tek bir nedene bağlamak doğru değil. Bağırsak sağlığıyla ilgili yakınmalarda kanıta dayalı değerlendirme yapılması, gereksiz kısıtlayıcı diyetlerden ve doğrulanmamış takviyelerden kaçınılması gerekiyor.

UYARI: BU SAYFADA YER ALAN İÇERİKLER YALNIZCA GENEL BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. TIBBİ TANI, TEDAVİ VEYA KİŞİYE ÖZEL SAĞLIK TAVSİYESİ NİTELİĞİNDE DEĞİLDİR. HERHANGİ BİR İLAÇ, TAKVİYE, BİTKİSEL ÜRÜN VEYA BENZERİ BİR ÜRÜNÜ KULLANMADAN ÖNCE DOKTORUNUZA VEYA YETKİLİ BİR SAĞLIK PROFESYONELİNE DANIŞINIZ.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ