Kalp damar hastalıklarına karşı 10 risk faktörü ve korunma önerileri

Kalp damar hastalıklarına karşı 10 risk faktörü ve korunma önerileri

Kalp ve damar hastalıkları, dünya genelinde en önemli ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kardiyovasküler hastalıklar 2022 yılında yaklaşık 19,8 milyon kişinin ölümüne neden oldu ve tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 32’sini oluşturdu. Uzmanlar, risk faktörlerinin erken fark edilmesi ve yaşam tarzında yapılacak değişikliklerle kalp damar hastalıklarının önemli bölümünün önlenebileceğine dikkat çekiyor.

İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk’in değerlendirmelerinde kalp damar hastalıklarına ilişkin riskler, değiştirilemeyen ve kontrol edilebilen faktörler olmak üzere iki grupta ele alınıyor. Aile öyküsü, yaş ve cinsiyet değiştirilemeyen riskler arasında bulunurken; sigara, yüksek tansiyon, diyabet, hareketsizlik, fazla kilo, aşırı alkol tüketimi ve sağlıksız beslenme kontrol edilebilen başlıca unsurlar arasında gösteriliyor.

AİLE ÖYKÜSÜ VE YAŞ RİSKİ ARTIRIYOR

Birinci derece akrabalarında kalp damar hastalığı bulunan kişilerde riskin daha yüksek olabileceği belirtiliyor. Bu nedenle ailede erken yaşta kalp krizi, damar hastalığı veya ani ölüm öyküsü bulunması, düzenli sağlık kontrollerinin önemini artırıyor.

Kalp damar hastalıkları riski yaş ilerledikçe artıyor. Cinsiyet de riskin ortaya çıkış zamanını etkileyen faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor. Hastalıklar erkeklerde genellikle daha erken yaşlarda görülürken, kadınlarda menopoz sonrasında risk yükseliyor ve iki cinsiyet arasındaki fark azalıyor.

SİGARA VE YÜKSEK TANSİYONA DİKKAT

Tütün kullanımı, kalp ve damar hastalıkları açısından en önemli değiştirilebilir risk faktörlerinden biri. Kaynak değerlendirmede sigaranın kalp damar hastalığı riskini artırdığı vurgulanırken, Dünya Sağlık Örgütü de tütün kullanımının kalp krizi ve inme riskini yükselten başlıca davranışsal etkenlerden olduğunu belirtiyor.

Kan basıncının düzenli olarak ölçülmesi de kalp sağlığının korunması açısından önem taşıyor. 120/80 mmHg’nin üzerindeki değerlerin takip edilmesi gerektiği belirtilse de bu durum tek başına hipertansiyon tanısı anlamına gelmiyor. Dünya Sağlık Örgütü, hipertansiyon tanısının farklı günlerde yapılan ölçümlerde sistolik kan basıncının 140 mmHg ve üzerinde veya diyastolik kan basıncının 90 mmHg ve üzerinde olması durumunda hekim değerlendirmesiyle konulabileceğini bildiriyor.

DİYABET, KOLESTEROL VE KİLO KONTROLÜ

Kan şekeri yüksekliği, yüksek LDL kolesterol ve trigliserit düzeyleri kalp damar hastalıklarıyla ilişkili metabolik riskler arasında bulunuyor. Diyabeti olan kişilerin kalp ve damar hastalıkları açısından daha yakından izlenmesi gerektiği belirtiliyor. Kan şekeri, kan yağları ve tansiyonun kontrol altında tutulması, risk değerlendirmesinin temel unsurları arasında yer alıyor.

Fazla kilo ve özellikle karın çevresinde yağlanma da kalp-damar hastalığı ve inme riskini artırabiliyor. Yaygın kullanılan ölçütlere göre bel çevresinin kadınlarda 88, erkeklerde 102 santimetrenin üzerine çıkması yüksek risk göstergelerinden biri kabul ediliyor. Ancak bel çevresi ölçümü tek başına tanı koydurmaz; beden kitle indeksi, kan şekeri, kan basıncı ve kan yağlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

HAREKETSİZLİK VE AŞIRI ALKOL TÜKETİMİ

Düzenli fiziksel aktivite, kalp sağlığını korumaya yardımcı olan yaşam tarzı değişikliklerinden biri olarak öne çıkıyor. Kaynakta haftada 3,5 saat fiziksel egzersiz önerisi yer alırken, Dünya Sağlık Örgütü yetişkinler için haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta veya 75 dakika yüksek yoğunlukta fiziksel aktivite yapılmasını, ek fayda için orta yoğunluktaki aktivitenin haftada 300 dakikaya kadar çıkarılmasını öneriyor.

Aşırı alkol tüketimi ise yüksek tansiyon ve kalp yetersizliği dahil olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. Bu nedenle alkol kullanımının sınırlandırılması, sigaradan uzak durulması ve gün içindeki hareketsizliğin azaltılması kalp-damar sağlığı açısından önem taşıyor.

BESLENMEDE İŞLENMİŞ GIDALAR SINIRLANDIRILMALI

Kalp sağlığını destekleyen beslenme düzeninde sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar ve diğer bitkisel kaynaklı besinlerin daha fazla yer alması öneriliyor. Tuz, şeker ve sağlıksız yağ tüketiminin azaltılması; rafine karbonhidratlar, yüksek oranda şeker içeren ürünler, işlenmiş gıdalar ve kolalı içeceklerin sınırlandırılması gerekiyor.

Beslenme düzeninin kişinin yaşı, mevcut hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve enerji ihtiyacına göre değişebileceği unutulmamalı. Özellikle diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol veya kalp hastalığı bulunan kişilerin beslenme ve kilo verme planlarını hekim ya da diyetisyen değerlendirmesiyle oluşturması gerekiyor.

STRES VE UYKU DÜZENİ DE İZLENMELİ

Uzman değerlendirmesinde sabırsız, saldırgan ve sürekli rekabet halinde olan kişilerde kalp damar hastalığı riskinin daha yüksek olabileceği belirtiliyor. Stresin tansiyon, uyku düzeni ve beslenme alışkanlıkları üzerindeki etkileri nedeniyle uzun süreli stresin yönetilmesi kalp sağlığı açısından önem taşıyor.

Kalp damar hastalıklarından korunmada yalnızca tek bir faktöre odaklanmak yerine sigara kullanımı, kilo, tansiyon, kan şekeri, LDL kolesterol ve trigliserit düzeylerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Düzenli sağlık kontrolleri, mevcut hastalıklar için verilen tedaviye uyum ve ilaçların hekim önerisine göre kullanılması, hastalıkların erken fark edilmesine ve komplikasyon riskinin azaltılmasına katkı sağlıyor.

KONTROLLERİ ERTELEMEYİN

Kalp damar hastalıkları bazen belirti vermeden ilerleyebildiği için tansiyon, kan şekeri, LDL kolesterol, trigliserit ve kilo gibi temel göstergelerin belirli aralıklarla kontrol edilmesi öneriliyor. Aile öyküsü bulunan, sigara kullanan, fazla kilosu olan veya diyabet ve hipertansiyon tanısı bulunan kişilerin takip programlarını hekimleriyle belirlemesi gerekiyor.

Kalp sağlığını korumak için sigaradan uzak durmak, düzenli hareket etmek, dengeli beslenmek, sağlıklı kilo aralığını korumaya çalışmak ve gerekli tedavileri aksatmamak temel adımlar arasında yer alıyor. Yeni başlayan göğüs ağrısı, nefes darlığı, soğuk terleme, bayılma veya ağrının kola ve çeneye yayılması gibi acil belirtilerde ise vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.

UYARI: BU SAYFADA YER ALAN İÇERİKLER YALNIZCA GENEL BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. TIBBİ TANI, TEDAVİ VEYA KİŞİYE ÖZEL SAĞLIK TAVSİYESİ NİTELİĞİNDE DEĞİLDİR. HERHANGİ BİR İLAÇ, TAKVİYE, BİTKİSEL ÜRÜN VEYA BENZERİ BİR ÜRÜNÜ KULLANMADAN ÖNCE DOKTORUNUZA VEYA YETKİLİ BİR SAĞLIK PROFESYONELİNE DANIŞINIZ.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ