2023 araştırması: Kadın gözyaşı erkeklerde saldırganlığı yüzde 43,7 azalttı

2023 araştırması: Kadın gözyaşı erkeklerde saldırganlığı yüzde 43,7 azalttı

Ağlamanın yalnızca duygusal bir tepki olmadığına işaret eden bilimsel bulgulara bir yenisi eklendi. İsrail’deki Weizmann Bilim Enstitüsü ile ABD’deki Duke Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü ve 21 Aralık 2023’te PLOS Biology dergisinde yayımlanan çalışma, kadınların duygusal gözyaşlarını koklayan erkeklerde kontrollü bir deney sırasında saldırgan davranışların yüzde 43,7 oranında azaldığını ortaya koydu.

Araştırma, gözyaşının belirgin bir koku olarak algılanmamasına rağmen burundaki koku reseptörleri ve saldırganlıkla ilişkili beyin bölgeleri üzerinde etkili olabileceğini gösterdi. Ancak çalışmanın gerçek yaşamda şiddet olaylarını veya tüm insan gruplarındaki saldırganlığı aynı oranda azalttığı anlamına gelmediği özellikle vurgulanıyor.

DENEYDE KADIN GÖZYAŞLARI VE TUZLU SU KARŞILAŞTIRILDI

Araştırmacılar, duygusal gözyaşı örneklerini altı kadın gönüllüden topladı. Bu gönüllülerin yaşları 22 ile 25 arasında değişiyordu. Örneklerin karşılaştırılabilmesi için aynı kişilerden, gözyaşlarının toplandığı yönteme benzer biçimde yanaklarından akıtılan tuzlu su örnekleri de alındı.

Çalışmanın ilk bölümüne 31 sağlıklı erkek dahil edildi; değerlendirme ölçütlerini karşılayan 25 katılımcının verileri analize alındı. Katılımcılar iki ayrı günde, birinde gözyaşı diğerinde ise kontrol amacıyla hazırlanan tuzlu su örneğine maruz bırakıldı. Deney çift kör ve koşulların sırası dengelenmiş şekilde yürütüldü.

SALDIRGANLIK BİLGİSAYAR OYUNUYLA ÖLÇÜLDÜ

Katılımcılar, örnekleri kokladıktan sonra saldırganlık davranışını ölçmek üzere standartlaştırılmış bir bilgisayar oyununa katıldı. Oyunda erkeklere, gerçek bir rakiple karşı karşıya oldukları ve rakibin kendilerinden para aldığı söylendi. Katılımcılar, kendilerine kişisel kazanç sağlamadan rakibin parasından belirli bir miktarı eksiltme seçeneğine sahipti.

Araştırmacılar, katılımcıların kendilerinden para alındığını düşündükleri durumlara ne sıklıkla misillemeyle karşılık verdiğini değerlendirdi. Bu ölçümde gözyaşı örneğine maruz kalınan koşulda saldırganlık göstergesi, tuzlu su koşuluna kıyasla yüzde 43,7 daha düşük bulundu. Çalışmada gözyaşı sonrasında ortalama saldırganlık oranı 0,94, kontrol koşulunda ise 1,67 olarak hesaplandı.

Buradaki oran, fiziksel saldırı veya günlük hayattaki şiddet davranışlarının doğrudan ölçümü değil; laboratuvar ortamında, ekonomik misilleme üzerine kurulu bilgisayar oyunundaki davranışların karşılaştırılmasıyla elde edilen bir sonuçtu.

GÖZYAŞI BELİRGİN BİR KOKU OLARAK ALGILANMADI

Deney sırasında katılımcılar, gözyaşı ile tuzlu su arasında koku yoğunluğu, hoşluk veya aşinalık bakımından anlamlı bir fark bildirmedi. Bu durum, gözyaşının algılanabilir belirgin bir kokuya sahip olmamasına rağmen biyolojik bir sinyal taşıyabileceği ihtimalini gündeme getirdi.

Araştırmanın laboratuvar bölümünde 62 insan koku reseptörü test edildi. İlk taramada gözyaşına tepki veren bazı reseptörler belirlendi; farklı yoğunluklarla yapılan ek incelemelerde ise dört reseptörün doza bağlı tepki verdiği doğrulandı. Bunlar OR2J2, OR11H6, OR5A1 ve OR2AG2 olarak kaydedildi.

Bu bulgu, gözyaşındaki kimyasal bileşenlerin insanlar tarafından bilinçli biçimde koklanmasa bile koku sistemi aracılığıyla algılanabileceğini düşündürüyor. Bununla birlikte araştırmacılar, tepki veren reseptörlerin gözlenen davranış değişikliğinden doğrudan sorumlu olduğunun bu çalışmayla kesin olarak kanıtlanmadığını belirtiyor.

BEYİN GÖRÜNTÜLEMESİNDE SALDIRGANLIK AĞINDA DEĞİŞİM GÖRÜLDÜ

Çalışmanın bir başka bölümünde katılımcıların beyin faaliyetleri fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme yöntemiyle incelendi. Gözyaşına maruz kalma sonrasında saldırganlıkla ilişkilendirilen beyin ağındaki genel faaliyet düzeyinde azalma gözlemlendi.

Aynı zamanda koku işleme ile saldırganlıkla bağlantılı beyin bölgeleri arasındaki işlevsel bağlantılarda artış tespit edildi. Araştırmacılara göre bu sonuçlar, gözyaşının yalnızca görsel veya duygusal bir iletişim aracı olmayabileceğini; kimyasal sinyaller yoluyla davranış üzerinde de etkili olabileceğini gösteren bulgular sunuyor.

KEMİRGENLERDEKİ BULGULARLA BENZERLİK TAŞIYOR

Gözyaşlarının kimyasal iletişimde rol oynadığı fikri daha önce bazı kemirgen türlerinde incelenmişti. Bu hayvanlarda gözyaşındaki belirli sinyallerin sosyal davranışları ve saldırganlığı etkileyebildiği gösterilmişti. Yeni çalışma, insanlarda da gözyaşına bağlı benzer bir kimyasal iletişim mekanizmasının bulunabileceğine ilişkin kanıt sağladı.

Araştırmacılar, gözyaşının saldırganlığı azaltan evrimsel bir iletişim mekanizmasının parçası olabileceğini öne sürdü. Ancak bu değerlendirme, insan davranışındaki biyolojik işlevin kesin olarak açıklanmış olduğu anlamına gelmiyor. Çalışma, olası mekanizmaya ilişkin bir başlangıç bulgusu olarak değerlendiriliyor.

ÇALIŞMANIN SINIRLILIKLARI BULUNUYOR

Araştırmada yalnızca kadınlardan alınan duygusal gözyaşlarının erkek katılımcılar üzerindeki etkisi incelendi. Kadınların gözyaşına vereceği tepki, erkek gözyaşlarının benzer bir etki oluşturup oluşturmayacağı ve farklı yaş ya da kültür gruplarındaki sonuçların aynı olup olmayacağı araştırma kapsamında belirlenmedi.

Ayrıca beyin görüntüleme deneyindeki davranış etkisinin ilk deneye göre daha sınırlı olduğu bildirildi. Araştırmacılar, gözyaşında hangi kimyasal bileşenlerin bu tepkiye yol açtığını ve mekanizmanın günlük yaşam koşullarında nasıl işlediğini ortaya koymak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu belirtti.

Sonuçlar, insan gözyaşının sanılandan daha karmaşık bir biyolojik işleve sahip olabileceğini gösteriyor. Bununla birlikte yüzde 43,7’lik bulgu, kontrollü bir laboratuvar deneyindeki erkek katılımcıların ekonomik misilleme davranışına ilişkin ve gerçek hayattaki saldırganlık olaylarına doğrudan genellenemiyor.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ